Vefatının 74. Yılında

MEHMET AKİF ERSOY

Milli şairimiz Mehmet Akif, 1877 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra girdiği mülkiye mektebini babasının vefatı ve evlerinin yanması sonucu oluşan maddi imkânsızlıklar nedeniyle yarıda bıraktı. Mezunlarının iş bulma imkânı daha fazla olduğu için baytar mektebine girdi ve bu okulu birincilikle bitirdi. Fatih müderrislerinden (profesör) olan babası Tahir Efendi’den Arapça ve İslami ilimler alanında dersler aldı. Mesleği ile ilgili 20 yıl çeşitli görevlerde bulundu. Memuriyetin yanında Ziraat Mektebinde ve Darulfünûn’ da edebiyat dersleri verdi. Genç yaşta yazdığı şiirleri Sırât-ı Müstakîm dergisinde neşredildi.

Birinci cihan harbi sırasında Teşkilatı Mahsusanın (Osmanlı İstihbarat Teşkilatı)görevlendirmesi ile Berlin ve Arabistan’a gitti. Doğu ile batının içinde bulunduğu durumu bizzat müşahede etti. İslam âleminin geri kalmışlığı Âkif’in ruhunda derin yaralar açtı. Yazdığı şiirlerinde çözüm yollarını dile getirdi

            İzmir Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde; köyleri, kasabaları ve şehirleri dolaştı. Camilerde, köy kahvelerinde ve sokaklarda konuşmalar yaparak, milleti Allah yolunda cihada çağırdı. Özellikle Kastamonu Nasrullah Camii ve Ankara Hacı Bayram Camiinde etkili vaazlar verdi. Bu vaazlar çoğaltılarak dağıtıldı. Bütün gücüyle milli mücadeleye destek oldu.

1920 yılında Burdur Milletvekili olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi Milletvekilliği döneminde de cepheden cepheye dolaşarak halka ve askere moral verdi. İstiklal marşı için açılan yarışmaya ödül konduğu için katılmadı. İstenen özellikte eser çıkmayınca yoğun istek üzerine İstiklal marşını yazdı. İstemeyerek de olsa kendisine verilen ücreti bir hayır kurumuna bağışladı. Hâlbuki o yıllarda kendisinin bu paraya çok ihtiyacı vardı. Merhum Akif’in bu davranışı O’nun ne kadar gönül ve dava insanı olduğunu anlamak için yeterlidir.

 Âkif yazmış olduğu İstiklal marşı ile Türk milletinin hislerine tercüman olmuştur. Bu marş; Mecliste okunduğunda ayakta alkışlanmış ve oy birliği ile milli marş olarak kabul edilmiştir. İstiklal marşını nasıl yazdınız diye sorulduğunda;

Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

İşte İstiklal Marşını bu iman ve ümitle yazdım. İmanım olmasaydı hiç yazabilir miydim? Tekrar böyle bir şiir yazar mısınız diye sorulduğunda ise; “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” diye cevap vermiştir. 

Mehmet Akif, şair kişiliğinin yanında Kur’an-ı tercüme edebilecek kadar Arapça ve dini ilimlere vakıf bir din bilginidir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an’ı Kerimi tercüme etme vazifesi kendisine verilmişti. Meal çalışmasını bitirmesine rağmen hastalığının ilerlemesi sonucu teslim edememiştir. 27 Aralık 1936 tarihinde vefat eden Merhum Âkif, Edirnekapı mezarlığına defnedilmiştir.

Milli şairimiz Âkif, şiirlerinde hürriyet, doğruluk, adalet, istiklal, vatan, bayrak, millet gibi milli ve ahlaki değerleri ele almıştır. İçinde yaşadığı toplumun dertleriyle dertlenmiş, onlar adına gülmüş, onlar adına ağlamıştır. Hayatı boyunca kötülüklerle, fakirlikle ve geri kalmışlıkla mücadele etmiştir.

 Bütün imkânlarını inandığı değerlere hizmet için kullanan Âkif, Kur’an’a bakışını şöyle özetlemektedir.

Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı

………………………………………………

Ya açar bakarız Nazmı Celilin yaprağına,

Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına,

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için

            Bu büyük dava adamı, milli şairimiz Mehmet Âkif ERSOY’u vefatının 74. yıldönümünde rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhu şad olsun.

 

                                                                                                Mehmet ŞİMŞEKOĞLU

                                                                                                  Gölyaka Müftüsü

mehmetsimsekoglu08@hotmail.com

Geri