ÖLÜM VE ÖTESİ

    Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüpheniz varsa, şurası muhakkak ki, Biz sizi önce topraktan, sonra bir parça sudan, sonra pıhtılaşmış bir kandan, sonra belli belirsiz bir et parçasından yarattık; tâ ki âyetlerimizi size açıklayalım. Sonra sizi dilediğimiz vakte kadar rahimlerde tutar, sonra çocuk olarak çıkarır sonra da olgunluk çağına erişinceye kadar sizi büyütürüz. İçinizden bazıları vefat ettirilir; bazılarınızı da en ileri yaşlara, evvelce bildiği şeyleri de bilmez hale gelinceye kadar yaşatırız. Yeryüzünü de ölmüş, kurumuş görürsün. Fakat üzerine yağmur indirdiğimiz zaman, o ölmüş yeryüzü kıpırdanır, kabarır ve üzerinde her güzel çiftten çeşit çeşit bitkiler yeşerir.(1)

   Bu ayet bize hayatı veciz bir şekilde özetlemektedir. Hepimiz hayatımızı, bu hayatı veren Rabbimizin çizdiği kader çizgisi üzerinde yaşıyoruz.  Bize takdir edilen hayatı yaşayıp, daha sonra asıl vatanımıza dönüyoruz. İnsanın asıl vatanı geldiği yer, yani Allah’ın huzurudur. Her nefis ölümü tadacaktır.(2) Biz Allah’ın kullarıyız ve biz yine O’na döneceğiz.(3)

   Her gün minarelerden duyduğumuz salâ sesleri ve dostlarımızın ölüm haberleri bize dünyanın fani olduğunu hatırlatmaktadır. Nerede olursak olalım, cemiyet içindeki konumumuz ne olursa olsun ölümden kaçış mümkün değildir. De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de O, size bütün yaptıklarınızı  haber verecektir.(4)

    Ölümün mahiyetini bilmeyenler ölümü hatırlamak istemezler. Cenazeden korkar, kabristandan ürperir, tabut görünce irkilirler. Kendilerinin de bir gün o tabutun içine gireceklerini unuturlar. Peygamberimiz bize ölümden kaçmayı değil, ölümü daha çok anmayı ve kabristanları daha fazla ziyaret etmeyi tavsiye eder. İnsanların en akıllısı ve olgunu kimdir? Diye sorulduğunda, “Ölümü en çok anan ve ona en çok hazırlık yapanlardır.” buyurur.

   Ölümün mahiyetini bilen ve hayatını o istikamette yaşayan mü’min için ölüm, yokluk ve hiçlik değildir. Allah’a, Rasûlüne ve dostlara kavuşma anıdır.  Kabir ise, cennete açılan bir kapıdır.

   Ölümü sevgiliye kavuşma anına benzeten Mevlânâ şöyle der: “Beni mezara koyunca, “Elveda” demeye kalkışma. Mezar cennet topluluğunun perdesidir. Sana batmak görünür, ama o doğmadır, parlamadır. Mezar, hapis görünür, ama o canın hapisten kurtuluşudur. Yere hangi tohum ekildi de bitmedi, yeşermedi? Niçin insan tohumuna gelince bitmeyecek, yetişmeyecek zannına kapılıyorsun?”

Necip Fazıl ise, Sevgili Peygamberimizin ölümünü hatırlatarak şöyle der:

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber;

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber.

   İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. Her şey onun istifadesine sunulmuştur. Adeta kainatın çekirdeği konumundadır. Hiç böyle bir varlığın dirilmemek üzere toprağa terk edilmesi mümkün müdür? Elbette diriltilecek ve yapıp ettiklerinden sorguya çekilecektir. Her yıl baharın gelmesiyle yer yüzünü yeniden dirilten Yüce Allah, bu gerçeği şöyle bildirir:  Allah’ın rahmetinin  eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O her şeye kâdirdir.(5)

   Bir adam Peygamber Efendimize gelir ve: “Ya Rasulallah! Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sorar. Peygamberimiz:” Sen kıyamet için ne hazırladın ona bak.” diye cevap verir. Kişinin ölümü, kendi kıyameti olarak kabul edilmiştir. Önemli olan ölümün mahiyetini bilmek ve ölümden sonrası için hazırlık yapmaktır. Dünyanın fani olduğunu, mal-mülk, şan-şöhret hepsinin dünyada kalacağını hatırdan çıkarmamak ve hayatı bu minval üzere yaşamaktır. Bu vesileyle bütün ölmüşlerimizi hayırla ve rahmetle yâd ediyor, hepinize sağlıklı, mutlu ve uzun ömürler diliyorum.

Sizleri Yahya Kemal’in konuyu özetleyen meşhur şiiri ile baş başa bırakıyorum. 

                       SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

____________________

1-Hacc Sûresi,5

2- Âl-i İmran Sûresi,185

3- Bakara Sûresi,156

4-Cuma Sûresi,8

5-Rum Sûresi,50

                                                                   Mehmet ŞİMŞEKOĞLU

                                                                     Gölyaka Müftüsü                                                                                                                                                                                       

 

mehmetsimsekoglu08@hotmail.com

Geri